Yükleniyor

Kayıp Kıta Mu Efsanesi: Gerçek mi?

Atlantis’in gölgesinde kalmış olabilir ama inanın en az onun kadar büyüleyici ve gizemli bir başka kayıp kıta efsanesi daha var. Evet bu yazıda gizemlerle dolu Efsane kayıp kıta Mu Kıtasını ele alacağız. Mu Kıtası binlerce yıl önce Pasifik Okyanusu’nda var olmuş. İleri bir medeniyete ev sahipliği yaptıktan sonra sulara gömülmüştür. Mu Kıtası günümüzde maceraperestlerin, yazarların ve komplo teorisyenlerinin peşinde olduğu bir kıta olarak dikkat çekiyor. Peki, Mu Kıtası gerçekten var mıydı, yoksa sadece süslü bir hayalin ürünü mü?

Efsane Nasıl Ortaya Çıktı?

Efsaneyi modern dünyaya tanıtan kişi, İngiliz yazar ve gezgin James Churchward‘dır. Churchward Kayıp Kıta Mu’dan ilk olarak 1920’lerde yazmış olduğu kitaplarda bahsetti. Hindistan ve Tibet’teki manastırlarda öğrenmiş olduğu gizli bir dil olan “Naga-Maya” dilinde yazılmış antik tabletleri çözdüğünü iddia etti.

Kayıp Kıta Mu

Churchward tarafından çözüldüğü iddia edilen tabletlere göre Mu, yaklaşık 70.000 yıl önce Pasifik Okyanusu’nda ortaya çıkmış devasa bir kıtaydı. Bu efsane kıta üzerinde 64 milyon insan yaşıyor, on farklı kabile tek bir hükümdar altında birleşip her yönden son derece gelişmiş bir medeniyeti oluşturuyordu.

Churchward’a göre Mu medeniyeti, yeryüzündeki tüm büyük medeniyetlerin (Mısır, Maya, Babil) ana çekirdeğini oluşturuyordu. Mu’dan ayrılan bilgeler, dünyanın dört bir yanına yayılarak diğer medeniyetlerin temellerini atmışlardı.

Ancak bu görkemli medeniyet trajik bir şekilde son buldu. Yaklaşık 12.000 yıl önce meydana gelen korkunç doğal afetler (volkanik patlamalar ve depremler) sonucunda Mu kıtası, okyanusun derinliklerine gömülmüş.

Bu hikaye kulağa ne kadar heyecan verici gelse de, bilim dünyası Mu Kıtası’nın varlığına dair somut kanıtlar bulamamıştır. Öncelikle, Pasifik Okyanusu’nun jeolojik yapısı, bu kadar büyük bir kara parçasının yakın bir geçmişte batmış olabileceği teorisini desteklemiyor. Okyanus tabanında yapılan araştırmalarda, batık bir kıtaya ait herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır.

Ayrıca, James Churchward’un bahsettiği Naga-Maya tabletlerinin varlığı da kanıtlanamamıştır. Kendisinden başka hiç kimse bu tabletleri görmemiş veya varlıklarını doğrulayamamıştır. Bu sebeplerden dolayı birçok tarihçi ve arkeolog, Churchward’un hikayeyi kendi hayal gücüyle oluşturduğuna inanmaktadır.

Bununla birlikte efsanenin hala canlı kalmasını sağlayan ilginç bulgular da mevcuttur.

  • Paskalya Adası’ndaki dev heykeller,
  • Polinezya adalarındaki benzer taş yapılar,
  • Güney Amerika’daki bazı antik kalıntılar.

Bu bulgular arasındaki mimari ve sembolik benzerlikler bu kültürler arasında bir bağlantı olabileceğine işaret ediyor. Acaba bu benzerlikler, sulara gömülmüş ortak anavatan Mu ile bağlantılı mı?

Sonuç olarak, Mu Kıtası’nın varlığı bilimsel olarak henüz kanıtlanmamıştır. Ancak insanoğlunun kayıp cennetlere, altın çağlara ve unutulan bilgeliklere olan özlemini temsil eden bir Mit olarak canlılığını koruyor.

Nasıl olur da böyle büyük bir medeniyete ait somut bulgular elde edilememiş olabilir? Aklınızda bu ve buna benzer soruların oluşması gayet normal. Belki de bir gün… Okyanusun derinliklerinde yapılan bir keşif, bu acayip efsane hakkındaki soruların cevap bulmasını sağlayacaktır.

svg

Sen ne düşünüyorsun?

Yorumları göster / Yorum bırak

Bir cevap yazın

Yükleniyor
svg
Hızlı Gezinme
  • 01

    Kayıp Kıta Mu Efsanesi: Gerçek mi?